Türkiye’nin en eski şehirlerinden olan Mardin, yüzyıllara dayanan kent hayatı ile bizi karşılar. Muhteşem bir coğrafyaya sahip olan şehir, asırlar boyunca dünyanın dört bir yanından gelen çeşitli uygarlıkların egemenliği altına girdi. Bunun sonucunda bugün kültürel ve tarihi kimliği son derece renkli olan Mardin, hala çeşitli dinleri ve dilleri ağırlar.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin kült bir şehri olan Mardin, kültürlerin ve medeniyetlerin buluşma noktasıdır. Kiliseleri, manastırları, sinagogları, asırlar öncesine dayanan mağaraları ve Türk İslam sentezini oluşturan camileri ile çeşitli çağları birleştiren bir portre çizen Mardin muhteşem bir seyahat rotasıdır. Süryanilerin tarihte büyük bir değer verdiği ve en önemli merkezlerinden biri olarak gördüğü kent bugün özellikle Süryani topluluğunu ifade eden mimarileri ile beğeni kazanır.

Şehir aynı zamanda yüzyıllar boyunca farklı uygarlıkların etkisi altına girmesi ile beraber gastronomi alanında da ülkemizin markalaşan şehirleri arasında yerini alır. Genadir Çorbası, kibbe dolması lebeniye çorbası, haşlama içli köfte, ikbebet, soğan kebabı ve kaburga dolması yörenin kendine özgü lezzetleridir.

Mardin Kalesinin Birleştirici Gücü
Mardin Kalesinin Birleştirici Gücü

Taş evlerinin gizemi, tarihi bilinmeyen çağlara kadar uzanan mağaraları, şehrin mistik havasını asırlar boyunca koruyan dar, uzun ve taşlı sokakları ile dikkatleri üzerine çeken kent, Anadolu toprakları üzerinde büyük bir farklılığın göstergesidir.

Şehrin ilk dönemlerinden itibaren günümüze kadar kusursuz bir şekilde ulaşan yapısı şüphesiz ki Mardin Kalesidir. Devasa yüksekliğinden dolayı yöre insanı tarafından “Kartal Yuvası” olarak da adlandırılan kalenin en üst seviyesine ulaşmak maalesef ki mümkün değildir.

Hamdaniler tarafından 1600 yılında inşa edilen Mardin Kalesi, 10. yüzyıla dayanmasından dolayı mimari açıdan da bu döneme ait çeşitlilikler gösterir. İlk dönemlerinden beri tüm heybetini koruyarak günümüze kadar ulaştığı görülen yapı, şehre hakim bir konumdadır. Doğal kaya üzerine eklentiler yapılarak inşa edilen kale Sümerlere, Romalılara, Bizanslılara, Perslere, Selçuklulara ve Osmanlılara ait izler taşır. Yapının en ihtişamlı özelliklerinden biri ise muhteşem Mezopotamya manzarasına sahip olmasıdır. Tarihin en eski dönemlerinden beri heybeti ile büyük bir coğrafyayı kucaklayan Mezopotamya, aynı zamanda Anadolu ile arasında her zaman bağını koruyan bir merkez oldu. Mardin Kalesinin en önemli vasıflarından biri ise Anadolu ve Mezopotamya kültürlerini asırlar boyunca birleştirici etkisinin büyüsüdür.