Giresun Gezi Rehberi
Giresun Gezi Rehberi

Fındığı ile tanınan ve Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Giresun, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Karadeniz, Trabzon, Gümüşhane, Erzincan, Sivas ve Ordu arasında yer alıyor. Yerli halkın çoğunluğunu Türkmen Çepniler oluşturuyor. Öyle ki, 1500’lü yıllarda Osmanlı Tahrir Defterlerinde yöreye Vilayet-i Çepni de deniliyormuş. Giresun ili, Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasının ardından kişisel muhafızlarının (Topal Osman ve silah arkadaşları) memleketidir.


Kent, Aksu ve Batlama vadileri arasında denize doğru uzanan bir yarımada üzerinde kuruludur. Tam karşısında Karadeniz’in tek adası olan Giresun Adası (Aretias) bulunur. Giresun, 1920 yılına kadar Trabzon iline bağlıydı. Söz konusu tarihte müstakil mutasarrıflık, 1923 yılında ise il statüsüne kavuşan Giresun ili; merkez Tirebolu ve Görele ilçesi ile bunlara bağlı Bulancak, Keşap ve Espiye bucaklarından oluşur. 1933 yılında Şebinkarahisar ve Alucra ilçeleri de Giresun’a bağlandı. 1934te Bulancak, 1945’de Keşap, 1957’de Espiye, 1958’de Dereli, 1960’da Eynesil, 1987’de Piraziz ve Yağlıdere, 1992’de Çanakçı, Güce, Doğankent ve Çamoluk ilçelerinin kurulması ile ilçe sayısı kentte 15’e ulaştı.


Zengin fauna ve floraya sahip olan kent, birçok canlı türüne ev sahipliği yapıyor

Giresun’da bitki örtüsü, iklim özellikleri ve yükseltilere göre değişkenlik gösterir. İklim koşullarında olduğu gibi doğal bitki örtüsünün dağılışında da ilin iki kesimi arasında farklılıklar bulunur. Bol yağış alan ve 800 metre yükseklikte bulunan ilin kuzey kesiminde bitki örtüsü oldukça zengindir. Bu kesimde fındık ve meyve ağaçlarının yanı sıra genellikle yapraklarını döken ağaçlar yer alır. Bölgede kızılağaç, akçaağaç, katın, gürgen, meşe, ıhlamur ve kestane gibi ağaçlara rastlamak da mümkündür. 800 ila 1200 metre yükseklikte iğneli ağaçlardan; sarıçam, ladin, dişbudak, köknar ve meşe gibi ağaçları bulunur. 2 bin metre yükseklikte ise genellikle Alpin bitkileri görülür. Yaz mevsiminde de yeşilliğini koruyabilen bölgede, yaylacılık ve hayvancılık önemli ekonomik faaliyetler arasındadır. Toprak üstü florası sürünücü, otsu ve soğanlı bitkilerden oluşan bölgede; mantar, böğürtlen, şerbetçi otu, çuha çiçeği, basur otu, ısırgan ve kuzukulağı bitkilerini görmek mümkündür. İç bölgeler de ise karasal iklimin etkili olduğu step bitkileri vardır.


Giresun’da memeli hayvanlardan dağ keçisi, tilki, çakal, kurt, karaca, cüce avurtlak, yunus, kirpi, ev kedisi, yaban kedisi, ada tavşanı, tavşan, ev faresi, şıçan, fındık faresi, porsuk, gelincik, su samuru, kaya sansarı yaşar. Yörede kuluçkaya yatan ve kış ziyaretçisi tabir edilen kuluçkaya yattıktan sonra göç eden kuşlar çeşitlerinden; tahtalı, küçük kumru, kaya güvercini, leylek, kara leylek, kara akbaba, sakallı akbaba, kızıl akbaba, küçük kerkenez, delicedoğan, gezgin doğan, kerkenez bulunur. Giresun ili, sürüngenlerden kertenkele, yeşil kertenkele, ev yılanı, uysal yılan, Kafkas semenderi, şeritli semender, ağaç kurbağası, kara kurbağası, ova kurbağası ve çevik kurbağaya ev sahipliği yapar. Ayrıca Karadeniz balık popülasyonu 108 balık türünden oluşur. Bunların 57 çeşidi Akdeniz’den göç edenlerden ve 22 türü de tatlı su kökenlilerden meydana gelir. Karadeniz’de görülen balık türlerinin birçoğuna Giresun sahilinde rastlamak mümkündür.


Yeşilin maviyle buluştuğu Giresun ilçeleri görenleri büyülüyor

Tirebolu

Tirebolu adını, Yunaca üç şehir anlamındaki Tri+Polis’ten almıştır. Şehir bu adı bir görüşe göre yan yana bulunan üç burun üzerinde ve onların arkasına kurulu olmasından, diğer bir görüşe göre ise ‘Merkez, Bedrama ve Andoz’ adlarında üç kale nedeniyle almıştır. Eski Tirebolu üç kale içinde kurulur. Bunlar, Merkez ve Bedrama Kalesi kıyıdan 15 kilometre içeride, Doğankent Çayı’nın doğusunda yer alan Andoz Kalesi’dir. İlçe, Tripolis ve Argyria adlarıyla bilinse de, Türkler zamanında eski ‘Yulu’ adıyla da anılırdı. Tirebolu Belediyesi 1877 yılında kurulur. İlçenin toplam yüzölçümü yaklaşık 41 bin hektardır. İlçe merkezinin alanı ise 13 bin hektardan oluşur. İlçe, Giresun iline 44 kilometre mesafededir. Bir beldesi, yedi mahallesi ve 50 köyü bulunan ilçenin doğuda Görele ve Çanakçı güneyde Doğankent, Alucra ve Yağlıdere ilçeleri, Gümüşhane bulunur. Batıda Espiye ve kuzeyde Karadeniz ile çevrili olan ilçe, dağlıktır ve dağlar kıyıya paralel olarak uzanır.


Çanakçı

Çanakçı ismi, eskiden beri ilçe ekonomisinde yer tutan ağaç kap ve çanak zanaatından ve çanak ustasının bulunduğu yer anlamına gelen Çanakçı’dan gelir. Osmanlı döneminde, 1486 tarihli belgede burası Kuzca adı ile bilinen ve dokuz haneden ibaret olan ilçe, Görele’ye bağlı köy statüsündeyken 29 Ağustos 1991 tarihinde ilçe statüsüne kavuşmuştur. Sahilden 17 kilometre içeride bulunan ilçenin, Giresun iline uzaklığı 78 kilometredir. Yüksekliği 150 metre olan ilçe; merkezinden geçen Çanakçı Deresi’nin iki yakasında kurulan ilçe Trabzon ili, Doğankent, Tirebolu ve Görele ilçe sınırları ile sınırlıdır. İlçede yedi mahalle, on üç köy ve bir belde bulunur. Öte yandan bölgenin büyük bir kısmında fındık, çay, sebze, meyve yetiştirilir; yer yer seralara da rastlanmak mümkündür. İlçede son dönemlerde kivi yetiştiriciliği de yapılıyor. Geçmişi tam olarak bilinmeyen kuşdili, Çanakçı ilçesine bağlı Kuşköy köyü ve yöresinde yüzyıllardır kullanılıyor. Kuş dili, dik ve yamaç alan üzerine kurulan mahallelerin birbirine uzak olmasından kaynaklanan haberleşme ihtiyacı olarak ortaya çıkmıştır.


Güce

İlçe tarihi ile ilgili bilgi oldukça kısıtlıdır. Türkmenler tarafından kurulan bir yerleşim yeri olduğu, adını Doğu Anadolu’dan gelerek yerleşen Gücefteroğulları’ndan aldığı varsayılır. Güce’nin halk ağzındaki anlamı ‘yerleşim yeri, il’dir. Yakın tarihe kadar köy statüsünde olan Güce, 20 Mayıs 1990 tarihinde ilçe statüsüne kavuşur. Sahilden 15 kilometre içeride yer alan küçük bir yerleşim alanı olan ilçe; güneyinde Alucra ilçesi ve Gümüşhane ili, doğusu Doğankent, batısında Yağlıdere ilçesi ve kuzeyi Espiye-Tirebolu ilçeleriyle sınırlıdır. İlçenin en yüksek noktası 2 bin 120 metre ile Ciritli Tepesi’dir. Çaldağı, Pehlivantepe, Şıhtepe, Civiltepe ve Gürcütepe ise önemli yükseltileridir. İlçede ekip dikilebilir alanların büyük kısmında fındık, bir kısmında çay yetiştirilir. Dört mahallesi ve 15 köyü bulunan ilçe, Giresun merkezine 57 kilometre uzaklıkta bulunur. Güce, Espiye ilçesine 21, Tirebolu ilçesine 22 kilometre uzaklıktadır.  Ekonomisi fındık tarımına, hayvancılığa, arıcılık ve ormancılığa dayanan ilçede, yaylacılık da oldukça gelişmiştir.


Dereli

Osmanlı Devleti döneminde Derelü olarak bilinen Dereli, Giresun ili ile aynı tarihi olayları yaşamıştır. Dereli Fatih Sultan Mehmet döneminde Seyyid Vakkas komutasındaki ordu tarafından Osmanlı topraklarına katılır. Gürcistan’ın Ruslar tarafından işgali ile ilçenin İçmesuyu ve Akaya köylerine 1892 yılında Müslüman Gürcüler yerleşmiştir. 1926 yılında nahiye olan ve 1958 yılında ise ilçe haline gelen Dereli, Giresun ilinin güneyinde Şebinkarahisar yolunun 32 kilometresinde ve Aksu Vadisi üzerine kuruludur. Doğusunda Keşap ve Yağlıdere ilçeleri, batısında Ordu ili ve Bulancak ilçesi, kuzeyinde Giresun il merkezi, güneyinde ise Alucra ve Şebinkarahisar ilçeleri yer alan ilçenin arazi yapısı son derece dik ve engebelidir, yüzölçümü 820 kilometrekaredir. Giresun ilinin İç Anadolu’ya açılan kapısı Eğribel’dir. İlçe merkezinde bulunan on iki adet mahalle, otuz dört adet köy ve bir belde bulunur. Giresun il merkezine 32 kilometre uzaklıkta bulunan ilçeyi sahile bağlayan Şebinkarahisar karayolu asfalttır. Bölgede fındık en önemli tarım ürünü olup, ilçe ekonomisi açısından belirleyicidir. İlçenin bazı köylerinin orman köyü olması nedeniyle ilçede, kalkındırma amaçlı kooperatiflere rastlamak mümkündür. Ayrıca bölgede büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile tatlı su balıkçılığı da diğer ekonomik faaliyet içinde yer alır.


Eynesil

Çepni Türklerinin yerleşim yeri olan Eynesil, Görele ilçesine bağlı bir bucak iken, 1960 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur. Toplam yüzölçümü 46 kilometrekare olan ilçenin doğusunda Trabzon ili, batıda Görele ilçesi ve kuzeyinde Karadeniz ile sınırlıdır. Bitki örtüsü itibarıyla 600 metre yüksekliğe kadar fındık, kızılağaç, kavak, karaağaç, kestane, kiraz, gürgen ve ceviz ağaçları vardır.  Ekilip dikilebilir alanların çoğunda fındık, bir kısmında ise çay yetiştirilir. Giresun iline 60 kilometre uzaklıkta olan ilçede 12 köy ve bir de belde bulunur. Son yıllarda ilçede bulunan köylerden ilçe merkezine ve çevre ilçelere yoğun göç yaşanır. İlçenin ekonomisinde çoğunlukla fındık ve çay belirleyicidir. Fındığın yanı sıra halk kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla mısır, bahçe bitkileri ve meyve yetiştirilir. Giresun’un önemli tarihi yerlerinden biri olan Eynesil ilçesi, olağanüstü doğaya sahiptir.


Keşap

Giresun’un Keşap ilçesi, rivayete göre yörede hüküm süren bir ağanın suçluları havuzuna su çekerek cezalandırması üzerine su çeken anlamına gelen Farsça ‘Keşab’ tan ileri gelir. İskele-Pazar hüviyetinde gelişen kasabalardan biri olan ilçe, 1461’de Fatih Sultan Mehmet tarafından Trabzon’u fethetmeye giderken Osmanlı sınırları içine alınır. Cumhuriyetin ilanından sonra 22 yıl merkez ilçeye bağlı bir bucak olarak kalan Keşap, 1945 yılında ilçe statüsüne kavuşur. Yüzölçümü 222 kilometrekare olan ilçe; Giresun il merkezinin 12 kilometre doğusunda, Giresun-Trabzon devlet karayolu üzerinde Keşap deresinin ikiye böldüğü vadi yamaçlarına kuruludur. Sınırları içinde kalan dağ ve tepeler arasında derin vadiler bulunan ilçenin önemli yükseltileri arasında Geçit köyü, Karadağ, Karatepe, Ocak, Bozarı, Armelit, Sancaklı, Töngel, Evliya ve kabak tepeleri bulunur. İlçenin 10 mahallesi ve 43 köyü ve bir de beldesi bulunur. Ekonomik yapısı ağırlıklı olarak fındık tarımına, hayvancılığa ve ormancılığa dayanan ilçede ayrıca; mısır, sebze, meyve ve çay tarımı yapılır. Yanı sıra iğne oyası, sepet örme, ağaç oymacılığı, el kilim ve halıcılığı, hartama ve tabanca süslemeciliği de ilçede öne çıkan el sanatları arasında yer alır. Yeşilin tonlarıyla bezeli şirin Karabulduk beldesinin ilçeye uzaklığı 15 kilometredir.


Doğankent

15. ve 16. Yüzyılda Osmanlı döneminde Harşit adıyla anılan Doğankent ilçesinin tarihi çok eskilere dayanır. Harşit Vadisi’nde kışlayan Çepni Türkleri, 1380 yılında şimdiki adı Doğankent ilçesinin bulunduğu yere inerler. Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı İmparatorluğu’na katılan ilçe, 1837’de Harşit nahiyesi Kürtün-i Bala kazasına bağlıydı. Değişik dönemlerde Tirebolu ve Torul kazasına bağlı bir nahiye iken, 1964 yılında adı Doğankent olarak değiştirilir. 25 Mayıs 1990 tarihinde ilçe merkezi haline getirilen ilçe, Güce, Tirebolu ve Çanakçı ilçeleri ve Gümüşhane ili sınırları ile çevrilidir. İlçenin yeryüzü şekilleri dik ve son derece engebelidir. Sahilden 30 kilometre içeride  yer alan ilçe merkezi dağlarla sınırlıdır. İlçe merkezinde bulunan beş adet mahalle ve dokuz  köy bulunur. Giresun merkeze 77 kilometre uzaklıkta yer alan Doğankent ilçesini sahile bağlayan Tirebolu- Torul karayolu asfalttır. Bölgede fındık en önemli tarım ürünüdür ancak bunun yanı sıra çay, mısır, fasulye ve patates yetiştiriciliği de bölgenin ekonomik faaliyetleri arasında yer alır. İlçenin bazı köylerinin orman köyü olması kooperatifleri de gündeme taşımıştır. Ayrıca bölgede büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile tatlı su balıkçılığı da ekonomik yapıda belirleyici olan diğer geçim kaynaklarıdır. İlçede yaylacılık da oldukça yaygındır.


Şebinkarahisar

Antik çağda Hitit, Urartu, Pers ve Pontus dönemine ev sahipliği yapan Şebinkarahisar ilçesinin ilk kuruluş yeri İsola (Güneygören) veya Bayram çevresi olduğu kabul edilir. Şehir, 1074’de Mengücek Gazi ile Danişment Gazi tarafından fethedilir. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan’ın 1473 Otlukbeli yenilgisinden sonra Osmanlı yönetimine katılan ilçe, Osmanlılar zamanında Karahisar-ı Şarki adıyla sancak merkezi ve şehzadeler şehri konumuna ulaşır. Evliya Çelebi’nin şehir hakkında verdiği bilgilere göre, şehrin adının kale taşlarının siyah olmasından geldiği aktarılır. 11 Ekim 1924 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Erzurum ve çevresinde meydana gelen deprem sonrasında gittiği Erzurum’dan dönerken şehri ziyaret etmiştir. Bu ziyaretin hatırası olarak Karahisar-ı Şarki olan şehrin ismini Şebinkarahisar olarak değiştirir. 1923 yılında il olan Şebinkarahisar, 1933 yılında ilçe haline getirilir ve Giresun’a bağlanır. Bin 350 metre rakıma sahip olan Şebinkarahisar, Giresun dağlarının güney eteklerinde Avutmuş Çayı Vadisi kuzey yamaçlarına kuruludur. Bin 349 kilometrekare yüzölçümüne sahip olan ilçenin, Giresun’a uzaklığı 118 kilometredir. Dereli, Çamoluk ve Alucra ilçeleri, Gümüşhane ve Sivas illeri ile çevrili olan Şebinkarahisar’da yarı kurak İç Anadolu iklimi ile nemli Karadeniz iklimi arasında bir geçiş iklimi egemendir. İlçe, 25 bin orman arazisine sahiptir. Orman bitki örtüsü ise; sarıçam, köknar, kavak, meşeden oluşur. İlçeye bağlı 14 mahalle, 59 köy bulunur. Buğday ve arpa tarım ürünleri arasında başta gelen bitkilerdir. Sebze meyve ve tütün yetiştiriciliği de önemli ekonomik faaliyetler arasında yer alır. Yörede hayvancılık da oldukça gelişmiştir. Kılıçkaya Baraj gölü balıkçılık açısından kayda değer potansiyele sahiptir.


Bulancak

Kendisiyle aynı adı taşıyan derenin batı kısmına doğru gelişen ve Karadeniz’e uzanan dar sahil şeridinde bulunan Bulancak, İskele-Pazar mahalli olarak meydana gelmiştir. Bulancak’ın bulunduğu kıyı kesiminde antik çağlara Roma ve Bizans dönemlerine ait yerleşim bulunduğuna dair kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanmıyor. Ksenefon’un Anabasis adlı eserinde Giresun ile Ordu arasında yaşayan Mossinoiklerin başkenti olarak gösterdiği yerin Bulancak yöresinde bulunma ihtimali vardır. Doğrudan Bulancak adının geçtiği ilk kayıt 1547 tarihinden kalma belgelerde görülür. Burada ‘Bulanucak’ şeklinde yazılı olan ilçe, bu adı 14. yüzyılda esaslı şekilde yerleşmiş bulunan Türkmen boyları tarafından verildiği düşünülür.


Bulancak’ın bulunduğu yer 1455 tarihli Osmanlı belgelerinde ‘Niyabet-i Kebsil’ adlı küçük bir idari birim içinde belirtilir. 1934 yılında ilçe statüsüne kavuşan Bulancak, ilçesinin yüzölçümü 608 kilometrekaredir. Sahil şeridinde kurulu olan ilçenin sınırları, Giresun şehir merkezi, Dereli ilçesi, Ordu ili ve Piraziz ilçesi sınırlıdır. İlçenin 25 mahallesi, 61 köyü ve iki adet beldesi bulunur. Giresun il merkezine 15 kilometre uzaklıkta yer alan Bulancak, Piraziz ilçesi ve Kovanlık beldesine asfalt yol ile bağlıdır. Giresun’un en gelişmiş ilçeleri arasında bulunan Bulancak, deniz yolu ile ulaşıma da son derece açıktır. 261 metre uzunluğa sahip deniz iskelesi Karadeniz’in en uzun iskelesi konumundadır. Tarımsal ürün olarak çoğunlukla fındık, hububat, sebze ve meyve üretilen ilçe, hayvancılık yüksek köylerde yaşayan halkın geçim kaynağıdır. İlçede deniz balıkçılığının yanı sıra son yıllarda tatlı su balıkçılığı ve arıcılık da önemli ekonomik gelir sağlayan faktörler arasında yer alır.


Görele

1879’da Trabzon’a bağlı olarak ilçe teşkilatı kurulan Görele, 1923 yılında Giresun’un il olmasıyla Tirebolu ilçesiyle birlikte Giresun’a bağlandı. 1916 Rus işgali altında kalan Görele, 1918 tarihinde civar bölgeleri ile bu işgalden kurtuldu. Doğu Karadeniz kıyı şeridinde kurulu olan Görele’nin toplam yüzölçümü 290 kilometrekaredir. Güneyinde Çanakçı ilçesi, Gümüşhane ili, Torul ilçesi, doğusunda, Eynesil ilçesi, batısında Tirebolu ilçesi ve kuzeyde Karadeniz ile çevrili olan ilçenin yüzde 95’i dağlarla kaplıdır. Başlıca Sis ve Haç Dağlarından oluşan ilçede Görele ve Çömlekçi Deresi öne çıkan yeryüzü şekillerindendir. 600 metre yükseklikten sonra fındık, kızılağaç, kestane, kiraz, kavak, kayın, gürgen ve ceviz ağaçlarına rastlanır. İlçede ekip dikilebilir alanların çoğunda fındık ve çay yetiştirilir. Karadeniz ikliminin bütün özelliklerini taşıyan Görele, her mevsim yağış alır. Son yıllarda ilçeden merkeze ve çevreye yoğun göç görülür. Giresun merkeze 70 kilometre uzaklıkta olan ilçede; dört belde, 14 mahallesi ve 52 köyü bulunur. Ekonomik yapı fındık tarımına, hayvancılığa, balıkçılık, arıcılık ve ormancılığa dayanan Görele’de, halk kendi ihtiyacını karşılamak için mısır, sebze, meyve ve çay tarımı da yapar. Deniz balıkçılığı yanı sıra son yıllarda alabalık yetiştiriciliği de ilçede kayda değer gelişme göstermiştir.


Yağlıdere

Yağlıdere’nin bugün bulunduğu yerin ilk defa yerleşim yeri olarak seçilmesi; yöre halkının Cuma namazlarını kılmak, tanışmak, ihtiyaçlarını gidermek ve alışveriş yapmak amacıyla Ağdarı Bükü’nde 1811 yılında büyük bir cami yapımıyla başlıyor. Caminin inşasından sonra, etrafta tuzcu, kalaycı, demirci ve gazcı gibi zaruri ihtiyaç maddeleri satan esnaf dükkanları kuruldu. İşyerlerinin çoğalıp gelişmesi, meskûn inşaatların yapımıyla,  ilçe yapısal olarak değişime uğradı ve yerleşim bölgesi ‘Camiyanı’ adını aldı.


Yağlıdere Çayı kenarında yer alan ilçe merkezi, ardından bu çayın ismini aldı. 19.’ uncu yüzyılda Tirebolu’ya bağlı iken, 1957 yılında Espiye’nin ilçe statüsüne ulaşmasıyla buraya bağlı bir bucak olan Yağlıdere ilçesi, 1987 yılında ilçe oldu. Bir beldesi ve 22 köyü bulunan ilçenin, Giresun il merkezine 47 kilometre mesafededir. Rakımı 50 metre ve yüzölçümü 350 kilometrekare olan ilçede, düzlük arazi yok denecek kadar azdır. İlçe, güneyi Alucra, doğusu Güce, batısı Dereli, kuzeyi Keşap ve Espiye ilçeleriyle çevrili olan bölgede Yağlıdere Çayı’nı besleyen birçok dere bulunur.


Öte yandan yöre insanı özellikle el sanatlarında; oya, semer, el dokuması, kilim ve halıcılık, sepet çeşitleri, ip, dastar ve çul örgüsü ile geçimini sağlıyor. Bitki örtüsü çoğunlukla fındık bahçesi, meyve ağaçlan, kestane, kızılağaç, meşe, kavak, kara yemiş ve şimşirden oluşan Yağlıdere ilçesinde  bilinen en eski eser ise Çağlayan Köyü’nde bulunan Gebe Kilisesi’dir.


Piraziz

Piraziz’in yer aldığı bölgede Türklerden önce herhangi bir yerleşim olduğuna dair bir bilgi bulunmuyor. Eldeki ilk bilgiler 15. yüzyıla uzanan Osmanlı belgeleridir. 1943’te nahiye olarak Bulancak’a bağlanan ve bu statüsünü 1988’e kadar sürdüren Piraziz, 1998’de ilçe statüsüne kavuştu. Doğu Karadeniz kıyı şeridinde Ordu ile Giresun illeri sınırında bulunan Piraziz’in yüzölçümü 130 kilometrekaredir. Yüksek kesimlerdeki az sayıda bulunan yayla düzlükleri dışında düzlük alan miktarı azdır. Bölgedeki başlıca dereleri; Domuz, Pazarsuyu ve Çakırağzı Deresi şeklinde sıralayabiliriz. İlçeye bağlı 13 mahalle, 19 köy ve bir belde bulunur. Bölgede insanlar, çoğunlukla fındık tarımı, hayvancılık, balıkçılık, arıcılık ve ormancılık üzerinden geçimini sağlar.


Çamoluk

Çamoluk yöresinin tarihi Hititler dönemine kadar uzanıyor. Osmanlı döneminde Çamoluk, Mindeval-Teştik adıyla biliniyordu.Uzun yıllar Alucra’nın bir nahiyesi olarak kalan ilçe, 20 Mayıs 1990’da ilçe statüsüne kavuştu. İlçenin yüzölçümü 600 kilometrekaredir. Kelkit Irmağı kenarında kurulu olan ilçe; Şebinkarahisar ve Alucra ilçeleri ile Sivas, Erzincan ve Gümüşhane illeri ile çevrilidir. İlçede sekiz mahalle, 26 köy ve bir belde bulunur. Giresun il merkezine 166 kilometre uzaklıkta olan ilçeden büyük oranda göç yaşanmıştır. Gölova yolu dışında Çamoluk’u diğer bölgelere bağlayan yollar dahil tüm köy yolları stabilizedir. Çamoluk halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlıyor. Bölgede yetiştirilen başlıca tarım ürünü buğdaydır.  Çamoluk ilçesi, İç Anadolu karakteristiğine uygun coğrafyası, bitki örtüsü ve cana yakın insanları ile görülmesi gereken yerler arasında bulunuyor.


Alucra

Alucra adının kesin olarak nerden geldiği bilinmiyor. Türk öncesi döneme ait olabileceği sanılmakla beraber bazı araştırmacılar Alucra adının, yörede çok bulunan aluç ağacından geldiğini öne sürüyor. Aluç adı da zamanla Alucra şeklinde değişmiştir. Perslerin, Anadolu’yu fethetmelerinin ardından bölgeyi de kendilerine bağlamışlar. Bölge, daha sonra Pontus devletinin sınırları içinde kalır, Abbasiler döneminde işgal edilen bölge, Mengücekler ve Trabzon Kommenes devirlerinin ardından Otlukbeli Savaşı ile Osmanlı egemenliğine girmiştir. Alucra 16. yüzyılda Osmanlı idari teşkilatında Karahisar-ı Şarki Sancağı’na bağlı bir nahiye iken, 1876 yılında Mindaval ve Kovanta olarak iki nahiye olarak idare edilir. Bu tarihten sonra Şebinkarahisar Mutasarrıflığı’na bağlı ilçe konumuna gelir. Bin 500 metre rakıma sahip Alucra’nın yüzölçümü bin 200 kilometrekaredir. Karadeniz Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi arasında bir geçit vazifesi göre Alucra ilçesi; Çamoluk, Şebinkarahisar, Dereli, Yağlıdere, Doğankent ilçeleri ve Gümüşhane ili ile sınırlıdır. Bölgede tahıl ürünleri üretilir. Bölgede kışlar sert yağışlı ve soğuk; yazlar ise serin ve kuraktır. İlçe altı mahalle, 38 köyden meydana gelir. İlçede oluşturulan suni göletlerde balık yetiştiriciliği yapılır.  Ayrıca bal arıcılığı da oldukça yaygındır. Bölgede yıllık yaklaşık 50 ton bal üretimi yapılır.


Espiye

Türkmen yerleşkesi olan Espiye adı, Osmanlı öncesi dönemde muhafız gruplarının atlarını otlatmak amacıyla saldıkları yer anlamına gelen ‘Esbiye’ kelimesinden gelir. Farsça’da ‘Esb’ sözcüğü at anlamına gelirken Esbiye’nin Türkçe karşılığı ise at alanı, at meydanıdır. Bölgede yer alan iskele nedeniyle 17. yüzyılın sonlarına doğru gelişim gösteren Espiye, 1957 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur. Yüzölçümü 230 kilometrekare olan ilçe, Giresun merkeze 33 kilometre uzaklıkta yer alır. Doğuda Tirebolu ve Güce batıda Keşap, güneyde Yağlıdere ilçeleri, kuzeyde Karadeniz ile çevrili olan ilçe genellikle dağlıktır ve dağlar kıyıya paralel olarak uzanır. 600 metre  yüksekliğe kadar fındık, kızılağaç, kavak, kayın, karaağaç, kestane, kiraz ağaçlarına rastlamak mümkündür.


Öte yandan ilçede ekip dikilebilir alanların çoğunda, fındık, ve çay yetiştirilir. Diğer kesimlerin çoğunluğu orman, çayır ve meralardan oluşur. İlçeye bağlı sekiz mahalle ve 28 köy bulunur. Köylerden ilçe merkezine ve diğer şehirlere çok fazla göç yaşanmıştır. Hayvancılık, arıcılık ve ormancılık da ekonomik girdi sağlayan faaliyetler arasında yer alır. Deniz balıkçılığının yanı sıra son yıllarda alabalık yetiştiriciliği de yapılıyor.


Giresun doğu ve batı yönlü havayolu taşımacılığı ile ulaşımda öne çıkıyor

Karayolu

Giresun iline ulaşım, sahil kesiminden geçen 010 Devlet Kara yolu ile sağlanır. İl, 368 kilometre karayolu ağına sahiptir, bunun 252 kilometresi devlet yolu, 116 kilometresi ise il yoludur. Devlet ve İl yollarının toplam yüzde 91’i asfalt, yüzde 9’u ise stabilize yoldur.


Havayolu

Giresun’a havayolu ile gelmek isteyenler şehrin batısında bulunan, Giresun’a yaklaşık 197 kilometre mesafede yer alan ve özel araçla iki saat 45 dakika süren Samsun Havalimanı ile kolayca ulaşabilirler. Kente havayolu ile ulaşımda ikinci seçenek ise şehrin doğusunda yer alan Trabzon Havalimanı’dır. Havayolu ile Giresun ili arası yaklaşık 134 kilometre uzaklıktadır ve araçla yaklaşık iki saat sürer. Ayrıca Ordu ile ortak kullanılan Ordu Giresun Havalimanı üzerinden de şehre ulaşmak mümkün.


Denizyolu

Çakiroğlu Giresun Liman İşletmesi A.Ş. tarafından işletilen Giresun Limanı, Doğu Karadeniz bölgesinde bulunan tek ticari liman olma özelliği taşır. Giresun Limanı, iki taraftan dalga kıranlarca  deniz ve hava muhalefetine karşı son derece korunaklı bir yapıdadır ve şehir merkezinde yer alır.

Giresun Gezi Rehberi
Giresun Gezi Rehberi

Kent, birçok sunduğu birçok doğa sporu alternatifi ile ilgi odağı

Zengin bitki örtüsü, çağlayanlarla son derece temiz havası olan dağ ve yaylalarıyla Giresun’da günübirlik kamp kurma, doğa yürüyüşleri, dağcılık, tırmanma, at ve bisiklet sporu gibi etkinlikler içinde bulunmak mümkündür. Giresun’a 60 kilometre uzaklıkta bulunan Karagöl Dağları trekking için son derece elverişlidir. Bu bölgede trekking sporu yapmak için birçok parkur bulunur. En önemli parkurları ise; Eğribel- Çoban Bağırtan, Turna Ovası- Kümbet, Eğribel- Avşar Ovası, Sağrak Gölü, Kırklar Tepesi-Karagöl Tepesi-Aygır Gölü-Elmalı Obası şeklinde sıralayabiliriz. Yürüyüş parkurlarının rakımı 2 bin 250 metreden fazladır.  Anastos Yaylası’nın Arda Mevkii, Bektaş Yaylası Yürücek Tepesi gibi bölgeler dağ turizmi açısından en çok tercih edilen bölgeler içinde yer alır. Ayrıca, bu alanda Cumartesi Doğacıları ile Deniz, Dağcılık Spor Kulübü tarafından düzenlenen çeşitli aktivitelere de katılabilirsiniz.


Öte yandan Alucra ve Şebinkarahisar ilçelerindeki arazi yapıları uygun olduğu için söz konusu  bölgelerde yamaç paraşütü yapabileceğiniz parkurlar vardır. Giresun-Batlama İnişdibi-Fidanlık-Yavuzkemal-Bektaş-Camili-Pınarlar-Uzundere-Kümbet-Kotana-Dereli-Giresun parkuru ise  yaklaşık 120 kilometre toprak stabilize ve asfalt kaplama yolları ile jeep safari için uygun güzergahlardır. İlde yer alan Aksu Deresi, Yağlıdere lrmağı, Harşıt Çayı ve Pazarsuyu Dereleri de rafting ve kano sporu için yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken parkurların başında gelir. Tüm bunlara ek olarak Giresun’da atlı doğa yürüyüşü, patika yürüyüşü, seyirlik, dağ bisikleti, motorsiklet kros, çim kayağı yapabileceğiniz diğer doğa sporlarıdır.

Giresun - Kültür, Tarh, Festival ve Şenlikler ile Yemek
Giresun – Kültür, Tarh, Festival ve Şenlikler ile Yemek

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan il, tarihin izlerini taşıyor

Tarihi kaynaklar, bir Miletos kolonisi olarak kurulan Giresun’un Yunanca adının ‘Kerasus’ daha sonra gelen Roma İmparatorluğu’nda ise ‘Cerasus’ olarak kullanıldığı belirtir. İsminin, yabani kiraz ağaçlarından dolayı ‘Kiraz diyarı’ veya Spartacus isyanını bastıran komutan Kerasus’tan geldiği de rivayet edilir. Giresun 1397 yılında Türkmen beyi Emir Oğlu Süleyman Bey tarafından fethedilerek Türk yurdu haline dönüştürüldü. Eski Türklerde, Giresun adının Vilayet-i Çepni olduğu biliniyor. Söz konusu dönemde Vilayet-i Çepni; güneyde Gümüşhane Koyulhisar, Gürgentepe; doğuda Beşikdüzü Abdal Musa (Sis) Dağı’nın etekleri şeklinde tanımlanan bölgenin adıdır.  Türkmen boylarından olan Çepnilerin, bu bölgeye Horasan’dan tarihi İpek Yolu’nun Gümüşhane, Kürtün civarındaki gümüş madenlerinin ve limanların güvenliğini sağlamak için gönderildiği düşünülüyor.


Giresun Çepnileri makamı Güvendi yaylasında bulunan Güvenç Abdal Hazretlerinin müridleri olduğu ise bazı tarihi kaynaklarda açıkça belirtilmiştir. Giresun merkezi, 1397 yılından bu yana Türk toprağıdır ve hiç düşman işgali ile karşılaşmamıştır.


Tarihin ve doğanın buluştuğu Giresun’da gezebileceğiniz birçok yer bulunuyor

Görele Sis Dağı

Adından da anlaşılacağı üzere dağların tamamı sislerle kaplı olan Görele Sis Dağı, muhteşem manzarasıyla  Görele’de mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında geliyor.


Kümbet Yaylası

Giresun’a yolunuz düştüğünüzde sevdiklerinizle birlikte ziyaret etmeniz ve piknik yapmanız gereken yerlerden biri de Kümbet Yaylası’dır. Çocuklarınızla veya arkadaşlarınızla top oynamak için doğanın yerli ve yabancı ziyaretçilere sunduğu en güzel yerdir. Muhakkak havasını teneffüs edeceğiniz ve  bir bardak çay içmek isteyeceğiniz  Kümbet Yaylası’nı listenize eklemeyi unutmayınız.


Paşakonağı Yaylası

Yerli turistler kadar yabancı turistlerin de ilgi odağı olan Paşakonağı Yaylası ve çevresi, genellikle günübirlik geziler için ziyaret edilir. Yaylada konaklayabileceğiniz bir tesisin bulunmaması bu güzel yaylanın biraz daha tadını çıkarmanıza engel oluyor.


Gölyanı Yaylası

Gölyanı Yaylası’nı mutlaka ziyaret etmenizi öneririz. Çünkü bu yaylada ufak ve  çok şirin bir göl bulunur. Özellikle yabancı turistlerin ziyaret akımına uğrayan bu bölge en çok tercih edilen yerler arasında bulunur. Sizin de Giresun seyahatinizde mutlaka görmeniz gereken bu yer, listenizde yer almalı.


Giresun Adası

Karadeniz Bölgesi’nin iki adasından biri olan Giresun Adası, bölgenin önemli turizm bölgelerindendir. Giresun Adası’nda birçok sur kalıntısı, kule, manastır ve pişmiş toprak fıçılara rastlamanız mümkündür.  Giresun Adası’na gitmek için turlara katılabillirisiniz.


Giresun Kalesi

Giresun gezinizde mutlaka görmeniz gereken başka bir yer ise, Giresun Kalesi’dir. Kaleyi ziyaretinizde günümüze kadar gelen kalıntılara tanık olacaksınız. Tarih içinde yapacağınız bu gezi sırasında kalenin manzarası da sizi sizden alacak!


Tirebolu Kalesi

Kentin turizm destinasyonlarında kayda değer bir konumda yer  alan bir diğer tarihi alan ise Tirebolu Kalesi’dir. Büyük bir kayanın üzerine inşa edilen kale, ziyaretçilerine muhteşem bir manzara sunuyor.


Seyyid Vakkas Türbesi

Fatih Sultan Mehmet döneminde Giresun’un alınmasında etkili olan Uçbeyi Seyid Vakkas’a ait olan türbenin, 19. yüzyılda yapıldığı düşünülüyor.


Giresun Müzesi (Gogora)

Giresun Müzesi’nde Tunç çağından Hititlere, Hellenistik dönemden Roma’ya, Bizans’a ve Osmanlı dönemine ait birçok eseri ziyaretçileri ile buluşturuyor. Silahlar, giysiler, taş kabartmalar, para örnekleri ve daha birçok tarihi parçayı görebileceğiniz Giresun Müzesi ile tarihe bir yolculuk yapacaksınız. Merkez ilçedeki Sokakbaşı’nda bulunan müze, aslında Giresun’un 18. yüzyıl eserlerinden biri olan Gogora Kilisesi’dir. 1923 yılına kadar kilise olarak hizmet vermiştir. Bir süre boş kaldıktan sonra 1948 ila 1967 yılları arasında cezaevi olarak kullanılan Gogora Kilisesi, sonunda 1988 yılında müze olarak düzenlenir. Söz konusu tarihten bu yana yerli ve yabancı ziyaretçilerine müze olarak hizmet veriyor.


Kuzalan Şelalesi

Varlığından birçok kişinin haberi olmayan Kuzalan Şelalesi ve mavi gölünün güzelliği görenleri ise mutlaka bu büyüleyici güzelliği tekrar görmek istiyor. Turizm açısından kısa bir süre önce  keşfedilen Kuzalan Şelalesi, Giresun gezinizde görmeniz gereken yerler arasında bulunuyor.


Bedrama Kalesi

Tirebolu, Giresun-Gümüşhane karayolu üzerinde, Örenkaya ve Karaahmetli köyleri sınırları içinde yer alan, bütünüyle yerli kayalar üzerine kurulu olan Bedrama Kalesi, Tirebolu’dan sekiz kilometre uzaklıktadır. Yüksek bir kayalık üzerinde yerleşim yeri oldukça büyük olan bir kale olan, Bedrama Kalesi’nin sur duvarları oldukça hasar görmüştür. Kalenin üzerinde bir de park bulunur. Ayrıca kale içinde fırın, odalar, şarap/su küpleri, tüfek yerleri, mavzer mermileri ve artık harabeye dönen yaklaşık 20 merdiven bulunur.


Karagöl Dağları ve Yaylası

Giresun’nun en yüksek ikinci dağı olan Karagöl Dağları’nda birçok obaya rastlamak mümkündür. Dağın kuzeybatısında yakın olan bölgede Elmalı, Bozat Taşı ve İnboynu obalarıyla yaklaşık 3 bin 100 metrelik bir buzul gölü olan Aygır Gölü bulunur. Doğuya doğru gittikçe dağdaki en büyük göl olan Karagöl Gölü ve bu gölün Aksu Köyü’ne doğru inen vadisinde Bağırsak Gölü yer alır.


Zengin mutfak kültürüne sahip olan kentte, bu lezzetleri tatmadan dönmeyin

Türkiye’nin hemen her şehrinde olduğu gibi Giresun ilinin de kendine özgü yöresel lezzetleri bulunur. Sebze yemeğinden et yemeğine, salata çeşitlerinden tatlılarına kadar Giresun, çevre illerden farklı bir mutfağa sahiptir. Karadeniz Bölgesi’nde bulunan Giresun’un zengin mutfağının ayırt edici bu özellikleri coğrafi şartlara ve iklim özellikleri ile şekillenmiştir. Giresun iline özgü birçok meşhur yemek, içecek, hamur işi ve tatlıya rastlamak mümkündür. Ama Giresun denince akla ilk gelen yöresel lezzetler karalahana çorbası, çalıçileği çorbası, mendek çorbası, etli pancar sarması, ısırgan yemeği, fırın kurusu fasulye, hamsi böreğidir. Bu yöresel lezzetlerin yanı sıra kente has diğer lezzetleri de sizlere anlatacağız. İşte bu lezzetlerden bazıları;


Fasulye diblesi

Pirinç ve taze fasulyenin birbirine bu kadar yakıştığı başka bir yemek yediniz mi bilmiyoruz ama Giresun’da mutlaka fasülye diblesini yemelisiniz. Aksi taktirde bu gerçekten büyük bir kayıp olacaktır.


Pancar sarması

Görünüş olarak nerdeyse yaprak sarmasıyla aynı olan pancar sarmasının tadı yaprak sarmasından çok daha farklı ve lezzetlidir.


Mısır ekmeği

Tadanın ‘mısır unundan yapılan bir şaheser’ olarak tanımladığı mısır ekmeğini, sadece ekmek olarak bile yeseniz yedikçe yemek istersiniz. Ama bir Giresun’lu yogurt ile yenmesi gerektiğini de bilir.


Fasulye turşusu

Fasulyeden yapılan turşu birçok insanı şaşırtsa da tadınca lezzetiyle daha çok şaşırtan bu tat, servisi ile de diğer turşulardan biraz farklıdır. Turşu yapıldıktan sonra soğanla birlikte bir tavada kavrularak, servis ediliyor.


Sakarca

İlk baharda yetişen bir ottan yapılan yemek, bölgeye ait lezzetlerden biridir.


Hamsi Pilavı – Böreği

Hamsi denince herkesin ilk aklına gelen şey, hamsi kızartmasıdır. Oysa hamsi hem pilava hem de böreğe koyulabilen ilginç bir lezzet, benzersiz bir tat…


Giresun gezinizde bu festivalleri sakın kaçırmayın

Karadeniz’de yeşille mavinin buluştuğu bir konumda bulunan Giresun, yılın her zamanı çeşitli festivallere ev sahipliği yapar. Bu festivallerden bazılarını sizin için derledik. Festivallerin bazıları yöre halkının geleneksel olarak kutladığı günlerdir ve yörenin tanıtımı amaçlanan bu etkinlikler kapsamında yerli ve yabancı birçok misafir ağırlanır.


Uluslararası Karadeniz Giresun Aksu Festivali

Giresun Aksu Festivali, her yıl 20 Mayıs ayında kutlanır. Festival kapsamında 4 bin yıllık gelenek ve görenekler yerine getirilir, festival ateşi yakılır. Festival yaklaşık dört gün boyunca Aksu Çayı’nın denize döküldüğü yerde devam eder.


Uluslararası Dereli Kümbet Kültür ve Sanat Festivali

Giresun’un Çanakçı ilçesine bağlı Kuşköy’de düzenlenen festivalde, UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasları Listesi Adayı da olan ıslıkla haberleşme türü olan kuşdilinin unuturulmaması ve gelecek nesillere aktarılması hedeflenir. Yöre halkının nesillerdir kullandığı kuşdilini tüm dünyaya tanıtmak amacıyla çeşitli aktiviteler düzenir. En son 2017 yılında 20.’cisi düzenlenen festival, her yıl temmuz ayının ikinci yarısında üç gün boyunca devam eder.


Çıkrıkkapı Yayla Şenliği

Giresun’un Yağlıdere ilçesinde düzenlenen Çıkrıkkapı Yayla Şenliği, yöresel sanatçıların katıldığı konser ve diğer etkinlikler kapsamında yayla kültürünün yaşatıldığı bir festivaldir. Gurbette yaşayan Giresunlular ile yöre halkını buluşturan şenlik, temmuz ayı içinde düzenlenir.

Yukarıda bahsettiğimiz festivallerle birlikte Giresun ili merkezi ve ilçelerinde; Dizgine Hıdırellez Kültür Sanat Festivali, Yavuz Kemal Ağaç Başı Şenliği, Bedrama Kültür ve Sanat Festivali ve Kuzu Gölü Yaylası Otçu Göçü Şenliği gibi şenlik ve festival düzenlenir.

Giresun Gece Hayatı
Giresun Gece Hayatı

Kentte gece hayatı pek aktif değil

Karadeniz Bölgesi’nin en önemli illerinden biri olan Giresun’da gece hayatının aktif olduğunu pek söyleyemeyiz. Giresun’da akşamları müzik dinlenebilecek birkaç kafe tarzı mekan bulunur. Bu tarz mekanlar genellikle otellerde bulunan bar ve kafelerde çok daha yaygındır. Giresun gece hayatı her ne kadar pek de renkli olmasa da şehre dışarıdan  gelen ve gece hayatını sevenler için birkaç mekan sunabiliriz.


Giresun’da gece rakı balık meze tarzı bir sofra kurmak isteyenler için meyhane tarzı birkaç mekan bulunabilir. Bunlardan biri 1997 yılından bu yana hizmet veren, şehrin en eski meyhanelerinden biri olan Giresun-Trabzon karayolunun üzerinde bulunan Kulak Restoran’dır. Giresun Adası’nı da gören manzarasıyla birlikte Giresun’da gece hayatında meyhane tarzı bir yer tercih edecekler için ilk sırada yer alan bu mekanda sevdiklerinizle birlikte hoş vakit geçirebilirsiniz.