Türkiye’nin yıl boyunca en çok yerli ve yabancı turistini çeken Antalya, Akdeniz sahillerinin en ünlü şehridir. Yılın büyük bir bölümü muhteşem bir tatil cenneti olan kent, doğal güzelliklerinin yanı sıra yüzyıllara dayanan köklü geçmişi ve bunun ardında sürüklenen mitolojik olayları ile de oldukça önemli bir yer tutar. Tüm ayrıcalıklarının yanı sıra coğrafi konumu ve bitki örtüsünün pek çok şeye elverişli olması ile de uzun yıllar boyunca çeşitli uygarlıklar tarafından rağbet gören kent, tüm bunların çerçevesinde ilgi uyandırır.

Yaz aylarının aranılan şehri olmasına rağmen tamamen bundan ibaret olmayan Antalya, tarih boyunca ev sahipliği yaptığı medeniyetlerin izleri ile oldukça renkli bir görüntü oluşturur. Özellikle kentin belli bölümleri asırlara uzanan bu mimarileri sadık bir şekilde koruması ile göze çarpar.

Antalya'nın Mitolojik Tarihi Hadrian Kapısı
Antalya’nın Mitolojik Tarihi Hadrian Kapısı

Şehir doğu ve batı uygarlığının oldukça önemli bir sentezine çağrışım yapar. Günümüzde hala dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin dikkatini çeken ve bunların köklü geçmişlerine riayet eden özellikleri ile beğeni kazanır.

Atatürk Caddesinde limanı çevreleyen surlar üzerindeki Hadrianus Kapısı (Üç Kapılar) şehrin gözde sembolleri arasında yerini alır. İmparator Hadrianus’un Anyalya’ya gelişi dolayısıyla inşa edilen Hadrian Kapısı, milattan sonra 130 yılına dayanır. Şehrin eski dönemlerini bütünü ile yansıtan başlıca bölgesi Kaleiçi’ne girişin antik kapısı olan yapı, halk arasında “Üç Kapılar” olarak bilinir. Burası Antalya’nın en iyi şekilde korunmuş tarihi simgelerinden biridir.

Şehir surları kapının dış kısmını kapaması sonucu yıllarca kullanılmayan Hadrian Kapısı bu sebeple günümüze kadar bozulmadan ve harap olmadan ulaştı. Yuvarlak kemerli 3 adet kapı açıklığı bulunan yapının sütunları hariç tamamı beyaz mermerden oluşur. Dönemin el işçiliğini yansıtan muhteşem oyma ve kabartmalardan oluşan eserin iki yanında iki adet antik kule vardır. Yapının bir başka özelliği ise alt kısmının antik dönemlerden, üst kısmının ise Selçuklular döneminden kalmasıdır. Dört ayak üzerinde aniden yükselen üç gözlü girişi ve sütunlarla süslü çift cepheli mimarisi ile Roma Şeref Tak’ı görünümündedir. Takın üzerindeki imparator ve ailesinin heykellerinin günümüze kadar ulaşamadığı görülür.

Pamfilya Bölgesinin en gösterişlisi olan Hadrian Kapısı mimari ögelerinin bütünü ile çeşitli medeniyetlerin en önemli izlerini gün yüzüne çıkarır.